İşyerinde meydana gelen bir iş kazasının ardından yalnızca SGK bildiriminin yapılması yeterli değildir. Kazaya ilişkin kayıtların doğru, eksiksiz ve düzenli şekilde tutulması, hem yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi hem de benzer kazaların tekrarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenlerin iş kazalarını kayıt altına alması, incelemesi ve gerekli bildirimleri yapması gerekmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da iş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildiriminin işverenin temel İSG yükümlülükleri arasında olduğunu belirtmektedir.
İş kazasına ilişkin kayıt mümkün olduğunca olayın gerçek akışını ortaya koyacak şekilde hazırlanmalıdır.
Kayıtlarda genel olarak;
yer almalıdır.
Amaç yalnızca “kaza oldu” şeklinde bir kayıt oluşturmak değil, olayın nedenlerini ve tekrarını önleyecek tedbirleri ortaya koyabilecek bir dokümantasyon hazırlamaktır.
İş kazasından hemen sonra öncelik çalışanın sağlık ve güvenliğinin sağlanmasıdır. Ardından, yeni bir tehlike oluşturmuyorsa olay yerine ilişkin bilgilerin kayıt altına alınması faydalıdır.
Fotoğraflar, makine veya ekipmanın durumu, koruyucuların konumu, zeminin durumu, kullanılan KKD’ler ve olayın gerçekleştiği çalışma düzeni daha sonra yapılacak incelemede önemli bilgiler sağlayabilir.
Bu kayıtlar özellikle kazanın kök neden analizinin yapılmasına yardımcı olur.
Kazayı gören çalışanların veya olayla ilgili bilgi sahibi kişilerin ifadeleri mümkün olduğunca kısa sürede alınmalıdır.
İfadelerde yönlendirici sorulardan kaçınılmalı ve kişinin olayı kendi gördüğü şekliyle anlatması sağlanmalıdır. Farklı tanıkların ifadeleri birlikte değerlendirilerek olayın gelişimi daha sağlıklı şekilde ortaya konabilir.
İş kazası araştırmasının amacı yalnızca bir kişiye kusur yüklemek değil; kazaya neden olan teknik, organizasyonel ve davranışsal faktörleri belirlemek olmalıdır.
İşveren, iş kazasını kazadan sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının güncel bilgilendirmesinde de bu süre açık şekilde belirtilmektedir.
Ancak SGK bildirimi ile işyerinde tutulan iş kazası kayıtları farklı amaçlara hizmet eder. SGK bildirimi yasal bildirim yükümlülüğünün bir parçasıyken, işyeri içindeki ayrıntılı kayıtlar kazanın incelenmesi ve benzer olayların önlenmesi için kullanılır.
İş kazası yaşanmadan atlatılan tehlikeli olayların da kayıt altına alınması önemlidir.
Örneğin yüksekten bir malzemenin düşmesi ancak kimseye çarpmaması veya bir çalışanın kayıp düşmekten son anda kurtulması ramak kala olay olarak değerlendirilmelidir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının İSG yönetim sistemi rehberlerinde iş kazalarıyla birlikte ramak kala olayların da kayıt altına alınması, incelenmesi ve tekrarını önleyici tedbirlerin belirlenmesi önerilmektedir.
Ramak kala kayıtları, henüz yaralanma yaşanmadan işyerindeki tehlikeleri görme fırsatı sağlar.
İş kazası kayıtlarının dosyada saklanması tek başına yeterli değildir. Belirli dönemlerde kayıtlar incelenerek ortak nedenler ve tekrar eden riskler belirlenmelidir.
Örneğin aynı bölümde sürekli düşme kazaları yaşanıyorsa yalnızca çalışan davranışına odaklanmak yerine zemin, aydınlatma, çalışma düzeni, eğitim ve denetim koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Bakanlık rehberlerinde de iş kazası kayıtlarının analiz edilmesi ve sonuçlara göre düzeltici önlemler planlanması gerektiği belirtilmektedir.
İş kazası kaydı, yalnızca mevzuat gereği doldurulan bir evrak olarak görülmemelidir. Doğru hazırlanmış bir kayıt, işyerinin güvenlik sistemindeki eksiklikleri ortaya çıkaran önemli bir kaynaktır.
Kazanın oluş şekli, nedenleri ve alınan önlemler sistematik olarak kayıt altına alınmalı; benzer olayların tekrarını önlemek amacıyla risk değerlendirmesi ve çalışma yöntemleri gerektiğinde güncellenmelidir.
İstanbul Vizyon OSGB olarak işletmelerde iş kazası inceleme süreçleri, kök neden analizi, risk değerlendirmesi, saha gözetimi, çalışan eğitimleri ve iş sağlığı ve güvenliği danışmanlığı konularında profesyonel destek sunuyoruz.